Sezaryen Sonrası Normal Doğum

Herkese merhaba,

Sezaryen sonrası normal doğum yapılabilir mi? İlk doğumu sezaryen yapan anne ikinci doğumu normal yapabilir mi? 2 sezaryen sonrası normal doğum olur mu? Biz daha önce sezaryen olan hastada, bir sonraki doğum sürecinde neyden endişe ediyoruz? Sizlerle bu sorulara yanıt arayacağız.

SSVD olarak kısaca özetleyebileceğimiz sezaryen sonrası vajinal doğum, yani normal doğum mümkündür. Sezaryen ameliyatı sırasında rahime bir kesi uygulanıyor ve bebek oradan doğurtuluyor. Bu kesi genellikle rahimin alt kısmına uygulanıyor. Çünkü normalde doğum sırasında rahimin üst kısmı kasılıyor. Alt kısmı da aslında kasılmıyor diyoruz ama çok az da olsa alt kısım da kasılıyor. Zaten hem üst hem alt kısmı eşit yoğunlukta kasılırsa bebek hareket etmez. Doğumun mantığı rahimin üstü kasılacak ki yavaş yavaş bebeği aşağı doğru itecek ve doğum gerçekleşecek. Sezaryen yapılırken rahimi alt bölgeden kesmenin mantığı bu. Çünkü üst kısımdan kesersek hem bebeği doğurtmak teknik olarak daha zor olacak hem de üst taraf aktif kasılan bir kısım olduğu için kasılma sırasındaki daha önceden dikişler kesilip dikiş atılan kısım hiçbir zaman eskisiyle aynı kalınlıkta iyileşmeyecek. Dolayısıyla belli bir miktar da kaslarda kuvvet kaybı olacak. Eğer bu kuvvet kaybı üst kısımda olursa yani doğum sırasında kasılan kısımda olursa oradaki endişe orası açılır da bebek rahimden karın boşluğuna çıkarsa. Çünkü bu acil sezaryen gerektiren bir durum. Rahim yırtılması olarak bunu söylüyoruz ondan dolayı bunu istemiyoruz. Her ne kadar sezaryenlerde alt bölgeden kesilse bile orası da çok az da olsa sancı başladığında kasıldığı için buranın da az da olsa yırtılma ihtimali oluyor. Bundan dolayı sezaryen sonrası normal doğumdaki endişe bu aslında. Yani sezaryen sonrası bazı hastalar direkt sezaryen tercih ederken diğerlerinde aslında normal doğum oluyor. Şimdi burada önemli olan şey şu:

Bu her hasta da aynı değil yani sezaryen sonrası normal doğum düşünülüyorsa uygun hasta seçilmesi lazım.

Çünkü uygun hasta seçildiğinde bu endişe aslında çok zor bir ihtimal ve zaten olması durumunda da sürekli NST takibi olduğundan dolayı erkenden fark ederek gene acil bir şekilde sezaryene alınabiliyor.

Bu risk çok az olmasına rağmen niye sezaryen sonrası normal doğum istiyoruz?

Az olması bir avantaj. Çünkü normal doğumun sezaryene göre birçok artısı bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi normal doğum olduğunda annenin emzirmesi çok kolay oluyor, çok daha rahat süt geliyor bu birinci artısı. İkincisi bebek doğarken annenin vajinal bölgesinden geçerek doğduğu zaman orada yaşayan yararlı bakterilerden dolayı ileri yıllarda astım, besin alerjisi gibi alerjik reaksiyon riski azalıyor bu ikinci artısı. Üçüncü artısı da normal doğumun tabii ki de annenin normal gündelik hayatına dönmesi çok daha kolay ve hızlı oluyor. Ondan dolayı biz sezaryen sonrası normal doğumu istiyoruz. Şimdi burada dengeyi iyi sağlamak lazım.

Buradaki denge nedir?

Endişemiz sancı başladıkça o eski dikiş yerlerinden bir açılım olursa ve rahim yırtılırsa diye korkuyoruz artıları da bunlar.

Normalde dikkat edilmesi gereken şu: Hangi hastalarda bu ihtimal çok azdır?

Çünkü bu tarz hastaları seçip her sezaryen olan hastada bir sonraki gebelikte normal doğum yaptıralım demiyoruz. Birincisi ve en önemlisi;

Hastanın daha önceden normal doğumu var mı?

Bu elimizdeki en büyük avantaj. Örneğin; hastamız ilk bebeğini normal doğumla dünyaya getirmiştir. İkinci de sezaryen olmuştur. Bu dört dörtlük bir aday. Bu hastanın kesinlikle normal doğurduğunda sezaryen olmasına göre daha az riski var. Yani, bu hastalarda normal doğum teşvik edilmeli, hastalarımız cesaretlendirilmeli bu en önemlisi. İkincisi;

‘’Hastanın sezaryen sonrası normal doğum mu var mı?’’ bu da başarıyı çok artırıyor.

Mesela ilki sezaryen ikincide normal doğum yapmış. Üçüncü gebeliğinde de bu hastalarda muhakkak teşvik edilmeli, sezaryen olması doğru değil. Normal doğum yapması çok daha uygun olacaktır. Üçüncüsü daha önce kaç defa sezaryen oldu? Çünkü normalde bizim endişemiz neydi rahimdeki o kesiğe bağlı doğum sancısında orada bir yırtılma olabilir mi? Bu ortalama %1 ihtimal. Çünkü yırtılma olursa burada ki endişe şu genellikle yırtılma olsa bile bebeğe pek bir zararı olmuyor çünkü yırtılma olma ihtimali %1, yırtılma olması durumunda bebeğe bir problem yaşatma ihtimali %2. Yani bu yüzde birin yüzde ikisi neredeyse on binde 2 çok zor bir ihtimal. Ama rahimde yırtılma olduğu zaman, yırtıklığı olan hastalarda başka bir bölgeden de yırtılma eşlik ederse rahim alınmasına kadar gidebilir. Fakat bu çok çok nadir gördüğümüz bir komplikasyon. Yani ihmal edilebilir düzeyde.  Sezaryen sayısı arttıkça bu ihtimal artıyor. Bu sebeple biz genellikle bir sezaryen olan ya da 2 sezaryen olan hastaları sonrasında normal doğuma uygun buluyoruz. 3 ve 4 olunca risk artıyor. 4.sü ise sezaryen kesisinin nereden olduğu. Hep alt bölgeden kesiyoruz diyoruz ama bazı durumlarda üstlerden kesi oluşmuş olabiliyor. Örneğin bebeğin eşi rahim duvarını kaplıyor bu perkreata dediğimiz olayda üstten kesilebiliyor ya da bebek doğum sırasında zor doğurtulduğunda olabiliyor. Eğer hekiminiz size daha önceki sezaryeninizde kesi yeri ile ilgili bir şey söylemediyse o alt bölge kesisidir. Çünkü hastaların %99’una sorduğumuzda, bir önceki sezaryeniyle ilgili bir şey bilmiyorlar. Genellikle bir problem olması (üst bölgelerde bir kesi olursa) durumunda ki bu çok nadir olur rahim doğum sırasında kasılacağı için o hastalar sezaryen sonrası normal doğum için uygun değildir. Fakat bir ya da iki sezaryen olan veya normal standart kesisi olan hastalar uygundur.

Miyom ameliyatı var mı?

Miyom ameliyatı olmaması gerekiyor. Çünkü miyom ameliyatında genellikle üst bölgeden kesi uygulanmış olur. Yani doğum sırasında kasılacak olan bölgeden kesi uygulandığı için daha önceden miyom ameliyatı olmuş olan hastalarda sezaryen sonrası normal doğum tercih etmiyoruz.

Bebeğin kilosu çok önemlidir. Normalde 4000 gramın üzerinde olanlarda sezaryen sonrası normal doğum düşünülebilir. Ama biraz daha dikkatli olunması lazımdır. 4500 gram üzerindekileri ise tercih etmiyoruz. Çünkü doğum sırasında bebeğin omzunun takılma riski vardır. Genellikle bebeğin kilosu en ideal 4000 gram altında olan bebekler sezaryen sonrası normal doğum için uygun. Bir başka önemli bir kriter ise annenin kilosudur. Boya göre kilosu yani vücut kitle indeksi 30’u geçtiğinde sezaryen sonrası normal doğum şansını biraz azaltıyor. Yapamaz diye bir şey yoktur fakat 30’un altında olması daha idealdir. Gebelik haftası da önemlidir.  40. haftayı geçtikten sonra mesela 40’a 41’e doğru gittikçe zaten biz normalde 41. haftada her hastamızı doğurtuyoruz. Çünkü 41. haftadan sonra bebeğin kakasını yapıp anne karnında riski artar ama 40. haftadan önce başlayan doğumlarda ya da 40. hafta civarı daha avantajlı. Bu hastalarda sezaryen sonrası normal doğum daha avantajlı hale geliyor.

‘’Bir önceki sezaryen neden oldu?’’ bu da çok önemli.

Mesela hastamızın bir önceki sezaryeninde hasta kendi istemiştir, bu hasta sezaryen sonrası normal doğum için avantajlıdır. Çünkü normal doğumuna engel hiçbir durum olmadığı için bu gebe normal doğuracaktır veya bebeği ters geldiği için sezaryen olmuştur. Bu gebelikte bebek ters gelmiyorsa bu tekrarlayan bir neden değildir ama CPD dediğimiz bazen doğum kendi duruyor mesela 5-6 santim açıkta ve ilerlemiyor. Ama tabii ki burada şu önemli, gerekli süre gerçekten bu tanı ile mi alındı? Çünkü bazen bu tanı olmadan daha hızlı bir şekilde gereksiz yere sezaryen kararı verilmiş olabiliyor ama gerçekten gerekli yere böyle bir karar verildi ise bir sonraki normal doğumda yine normal doğum olabilir bunların hiçbiri asla olamaz değil ama başarı şansını bir miktar azaltacaktır. Şimdi burada hastanın annenin babanın tercihi önemli ve burada hekime de çok önemli görev düşüyor. Ben kendi takip ettiğim sezaryen sonrası normal doğum hastalarında sürekli yanında oluyorum çünkü acil bir durum her zaman olabilir, bu anlattığım riskler olabilir. Öyle bir durum olduğunda sezaryen uyguladığımızda zaman kaybetmeden anne ve bebeğin sağlığında hiçbir zararı olmuyor. Dediğim gibi bu riskler sıkı bir denetim ve takip ile neredeyse sıfıra indiriliyor. Bundan dolayı sezaryen sonrası normal doğumdan korkulmaması gerekiyor. Burada annenin babanın tercihi önemli. Çünkü bazı hastalarımız da daha önceden sezaryen olup bir sonrakine tekrar sezaryen olmak isteyebiliyor. Bu da yanlış değil. Burada bize düşen bir hekim olarak annenin babanın kararını desteklemek ve sağ salim bebeği annemizin babamızın kucağına kavuşmalarını sağlamak.

Sezaryen sonrası tekrar sezaryenin artıları var mı?

Var. Planlı, zamanı belli şeyi belli. İkincisi kişi tüplerini bağlatmak isterse sonuçta normal doğumda tüpleri bağlayamıyoruz o sırada ama aile çocuk isteğini tamamlamıştır, ‘’Hocam ben aynı zamanda tüplerimi de bağlatmak istiyorum.’’ diyorsa o hasta daha önce sezaryen olduysa bir sonrakinde de yine bu nedenden bunu da istiyorsa bu da sezaryene yönlendirebilir bizi. Normal doğumda şu çok önemli. Hasta daha önceden sezaryen olmuş ama daha fazla doğum yapmak istiyor. Çünkü her artan sezaryende belli bir miktar ne kadar da olsa bazı riskler artıyor. Özellikle bebeğin eşinin öne yapışma ihtimali gibi. Ondan dolayı normal doğum bu hastalarda daha avantajlı.

Özetlemek gerekirse başarı şansını çok artıran kesinlikle normal doğuma teşvik edilmesi gereken hastalar, daha önce normal doğum yapmış olan hastalar. Yani ilkini normal doğurdu ikincide bebek ters geliyordu sezaryen oldu. Bir defa sezaryen olan hastalar çok avantajlı. İkincide risk çok az artıyor. 3’ten sonra biraz yükseliyor. Onun için bir defa sezaryen olmuş olmak avantajlı ve annemiz kilolu değilse bebeğimiz 4000 gram üzerinde değilse ve doğum haftamız 40’ın altında ise sezaryen sonrası normal doğum korkulacak bir şey değildir. Bu durum bebeğimize birçok avantaj kazandırır: besin alerjisini azaltması, annemizin normal hayatına hızlı bir şekilde dönmesi, sütünün daha hızlı gelmesi emzirmesi gibi. Ondan dolayı uygun kriterleri sağlanan hasta seçildikten sonra sezaryen sonrası normal doğum çok akılcı bir yöntemdir ve bebeğimiz için ve annemiz için birçok da avantajı içeriğinde bulundurmaktadır. Yine de bu konu ile ilgili sormak istedikleriniz olursa (sonuçta her hasta farklı, her hastanın öyküsü farklı) onları yorum kısmına yazarsanız elimden geldiğince konuyla ilgili olanlara cevap vermeye çalışacağım. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Başka bir videoda görüşmek üzere. Hoşça kalın.

Menü